
Sinema Nedir?
Sinema, yalnızca hareketli görüntülerin ardı ardına sıralanması değil; görsel, işitsel ve duygusal unsurların birleşiminden doğan çok katmanlı bir anlatım biçimidir. Toplumsal, psikolojik ve estetik boyutlarıyla sinema, insan deneyimini farklı perspektiflerden yeniden yorumlama gücüne sahiptir.
Sinema Kelimesinin Kökeni?
“Sinema” kelimesi, Fransızca cinéma sözcüğünden gelir; bu da Yunanca “hareket” anlamındaki kínēma (κίνημα)kelimesinden türemiştir.“Sinema” kelimesinin kökeni, Fransızca cinéma sözcüğünden gelir. Bu kelime ise, daha eski bir kökten, Yunanca kínēma (κίνημα) sözcüğüne dayanır. “Sinematografi” kelimesi, Fransızca cinématographie sözcüğünden gelir; bu da Yunanca kínēma (hareket) ve graphein(yazmak, kaydetmek) kelimelerinin birleşimidir. Kısaca, sinematografi “hareketin yazılması” ya da “hareketin kaydedilmesi” anlamına gelir. Sinema kelimesinin kökenini aşağıda köken yapısını adım adım açıklayayım: Yunanca’da Kínēma (κίνημα): “Hareket” veya “kımıldama” anlamına gelir. Bu kelime, “hareket etmek” anlamındaki kinein (κινεῖν) fiilinden türemiştir. Dolayısıyla “kinema” kökü, “hareket eden, canlı, devinen şey” anlamını taşır. 19. yüzyılın sonunda cinématographe kelimesi ortaya çıktı. Bu terim, Lumière Kardeşler’in icat ettiği film gösterim aygıtının adıdır. Cinématographe sözcüğü de Yunanca kínēma (hareket) + graphein (yazmak, kaydetmek) kelimelerinin birleşimidir; yani “hareketi yazan” veya “hareketi kaydeden” anlamındadır. Fransızca cinéma kelimesi kısaltılmış bir formdur; 20. yüzyıl başlarında Türkçeye “sinema” biçimiyle geçmiştir. Türkçede hem film sanatı hem de film gösterim yeri anlamlarında kullanılır.
Sinema, bir yandan gerçekliği belgeleyen, diğer yandan yeni gerçeklikler inşa eden bir sanattır. Zaman, mekân, ışık ve sesin uyumu; yönetmenin anlatım dilini oluşturur. Her film, kültürel bağlamı içinde değerlendirildiğinde dönemin ruhunu, ideolojisini ve insan ilişkilerini yansıtan bir belge niteliği taşır. Sinema kavramına dair, ünlü yönetmen ve eleştirmenlerin bir çok sözleri var. Bu ifadeler, “sinema nedir?” sorusunu farklı açılardan tanımlıyor. Jean‑Luc Godard:“Photography is truth. The cinema is truth twenty-four times per second.”
Bu söz, sinemayı imgelerin döngüsü aracılığıyla “gerçekliği” yeniden kuran bir araç olarak görür. Martin Scorsese:“Cinema is a matter of what’s in the frame and what’s out.” Bu görüş, sinemayı sadece görüntüden ibaret olmayan; çerçevenin içinde ve dışında kalanlarla anlam kazanan bir biçim olarak tanımlar. Buradan yola çıkarak kısaca şöyle diyebiliriz sinema, hareketli görüntülerle duygu, düşünce ve hikâye anlatma sanatıdır. Hem bir sanat dalı, hem de bir iletişim biçimi olarak; insanın iç dünyasını, toplumsal gerçekleri ve hayal gücünü görsel bir dil üzerinden ifade eder.
7. Sanat Sinema
Sinema, “7. sanat” olarak anılır çünkü bu kavram, 1911 yılında İtalyan film kuramcısı Ricciotto Canudo tarafından ortaya atılmıştır.
Canudo, “Manifesto of the Seven Arts (Yedi Sanat Manifestosu)” adlı yazısında; insanlığın yaratıcı ifade biçimlerini sırasıyla şu şekilde sıralar:
- Mimarlık
- Heykel
- Resim
- Müzik
- Dans
- Edebiyat
- Sinema
Ona göre sinema, önceki tüm sanat dallarının birleşiminden doğan **“hareketli bir sentez sanatı”**dır. Görsel (resim, heykel, mimari) ve işitsel (müzik, şiir, edebiyat) unsurları bir araya getirerek zaman ve mekânı dönüştürme gücüne sahip olduğu için “yedi sanatın sonuncusu ve en genç olanı” kabul edilir.
